ANKARA’YI UNUTMA! SİLVAN’A SES VER!

Bugün, KESK’li Kadınlar “Ankara’yı Unutma! Silvan’a Ses Ver!..” sloganıyla, “25 Kasım Kadın Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Birlik Dayanışma ve Mücadele Günü” etkinlerininin startını saat 10.04’te Emek, Barış ve Demokrasi Meydanı’nda (Ankara Tren Garı önü) 10 Ekim Katliamı’nda hayatını yitirenler için anma ve 13 Kasım tarihinde Paris’te 100’ü aşkın insanın hayatını kaybettiği vahşi katliamın kınanması ile başlattı.

1 2

Anma öncesi bağlı sendikamız BTS Genel Meclis üyeleri de 10 Ekim Katliam’ı sonrası ilk Genel Meclis toplantısını Emek, Barış ve Demokrasi Meydanı’nda anma ile başlattı. Burada bir açıklama yaparak katillerin asla peşini bırakmayacaklarını, katliamı unutmayacaklarını ve unutturmaycaklarını ifade ettiler.

KESK’li kadınlar adına basın açıklamasını ise Konfederasyonumuz Kadın Sekreteri Gülistan Atasoy okudu. Açıklama metni ve görseller aşağıdadır.

Ankara’yı Unutma! Silvan’a Ses Ver!..

Tam 35 gün oldu. 35 gün önce bu meydanda Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük katliamını yaşadık. 35 gün önce on binlerce yoldaşımızla bu  ülkede savaşa, halkların birbirine kırdırılmasına, çatışmalara ve  kutuplaşmaya  karşı yeniden  diyalog ve çatışmasızlık ortamına geri dönülmesi için barış talebimizle bu alanı doldurmuştuk. Bu ülkede kandan,  şiddetten ve linç kültüründen beslenenlere karşı halkların kardeşliğinden yana olanların barış çığlığını haykırmak için gelmiştik buraya. Ancak iktidarlarının geleceği için barışı, barış talebini tehdit olarak görenler burada bir katliam gerçekleştirdiler. Halkların, emekçilerin, kadınların ve gençlerin barış iradesini tehdit olarak görenler aramıza sinsice, korkakça dalarak barış umudunu bombaladılar. Acımız hala çok taze, çok büyük ve çok derin. Fakat öfkemiz kat be kat daha büyük!..

3 4

İlk andan itibaren failleri aramıyoruz dedik!.. Katilleri tanıyoruz ve hesap soracağız dedik!.. Sivas’tan, Çorum’dan, Maraş’tan tanıyorduk onları!.. Silvan’dan, Varto’dan, Cizre’den, 90’lı yılların Toroslarından ve Diyarbakır’dan tanıyoruz onları. 10 Ekim katliamı emek, demokrasi ve barış mücadelemiz için bir dönüm noktası olmuştur. Bu kanlı katliamın gerçek sorumluları hesap verene kadar, gerçek bir  adalet ve yüzleşme süreci yaşanıp bu topraklarda halkların eşitliğine dayalı onurlu bir barış gerçekleşene kadar hesap sormaya devam edeceğiz. Biliyoruz ki çok çetin ve uzun bir yolumuz var. Ancak arkadaşlarımızın bıraktığı yerden devam etmek, onların vasiyetini yerine getirmek için dayanışmayı ve ortak mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğimizi buradan bir kez daha haykırıyoruz.

Çatışma ve kandan beslenenler bugün Silvan’da yeni bir katliam gerçekleştirmek istiyorlar. Binlerce asker ve polis yığınağı yapılarak, helikopterler, tanklar ve ağır silahlarla kuşatma altına alınan Silvan’da halkın üzerine bombalar yağdırılıyor. Ölü ve yaralı sayısı hakkında hiç bir bilgi edinilememektedir. Fakat daha önce Suriçi, Silopi ve Yüksekova’dan bildiğimiz üzere bu saldırılardan en çok kadın ve çocukların zarar göreceğini çok iyi biliyoruz. Silvan’da devletin  güvenlik güçleri tarafından uygulanan abluka derhal kaldırılmalıdır.

5 7

Savaş ve çatışmalar biz kadınların hayatını tüm şiddetiyle kuşatma altına alıyor. Biz kadınlar savaşa karşı barış mücadelesi verdiğimiz için, Saray darbesine ve diktatörlüğe, tekçiliğe, cinsiyetçiliğe ve zulme karşı direndiğimiz için devletin şiddetinin birincil hedefi haline geliyoruz. Barışta ısrar ettiğimiz için, özgürlüğümüzden vazgeçmediğimiz için, halkların eşitliği ve kardeşliğinden yana taraf olduğumuz için linçe maruz kalıyoruz. Savaşın vahşetinden kurtulmak için göç ettiğimiz topraklarda mülteci hayatlar sürdürmek zorunda kalıyoruz.

Doğamızı, toprağımızı kapitalist kar hırsının insafına terk etmediğimiz, yaşam alanlarımızın talanına karşı en önde saf tuttuğumuz için, iş güvencemize sahip çıktığımız için, kadın cinayetleri politiktir, emeğimiz, bedenimiz ve kimliğimiz bizimdir dediğimiz için erkek-devlet ve sermaye işbirliğiyle hayatlarımız üzerinde sistematik bir şiddet geliştiriliyor. Ülkemizde kadına yönelik şiddet taciz tecavüz artarak devam ediyor. Son bir ay içinde 25 kadın katledildi. Ne acıdır ki bu şiddeti uygulayan faillerin yaptıkları yanlarına kar kalmakta, yaşama hakkı ellerinden alınan kadınlar tekrar tekrar öldürülmektedir. Haksız tahrik indirimleriyle sonuçlanan davalar göstermiştir ki; devlet, kadını toplumsal hayat içinde bir birey, bir vatandaş olarak görmemekte kadınlara uygulanan her türlü baskı, tecavüz, taciz ve şiddet; normal ve doğal bulunmaktadır.

8 10

Tüm dünyada savaşa, şiddete, diktatörlüğe ve cinsiyetçiliğe karşı mücadelemizi yükselterek kadınların 25 kasım direniş mirasına sahip çıkmaya devam ediyoruz. KESK’li kadınlar olarak, erkek devlet şiddetinin son bulması  ve sokağa çıkmamızı engellemek, yaratılan korku hegemonyasını dağıtmak için tüm kadınları isyana, mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz. Örgütlü kadın mücadelemizle kadına yönelik şiddeti ve katliamları durdurabileceğimizi biliyoruz.

Cizre, Suruç, Silvan ve Ankara katliamlarının hesabını sormak için,
Emeğimize, bedenimize, kimliğimize sahip çıkmak için,
Güvencesiz, kayıt dışı, kölece çalışmaya hayır demek için,
Gözaltında cinsel işkence insanlık suçudur demek için,
Nefret suçlarına dur demek için,
Tacize ve tecavüze haksız tahrik indirimlerine son vermek için,
AKP’nin kadın düşmanı politikalarına dur demek için,
Savaşa karşı onurlu bir barış inşa etmek için;
25 Kasım’da sesimize ses katalım.  Hep birlikte daha güçlü ve gür bir sesle erkek devlet şiddeti son bulsun diyoruz!..

Yaşasın kadın dayanışması!..  Jin jiyan azadi!..

Yorum yaz

Yazacağınız yorumlar kontrol edildikten sonra onaylanmaktadır.