Ülkemiz, 12 Eylül darbesinin yıl dönümüne bir gün kala, bir kez daha darbe günlerini andıran ev baskınları ve gözaltı operasyonlarıyla uyanmıştır. Diyarbakır'da Silopi ve Cizre bölgesinde JİTEM'in yaptığı uygulamaların mahkemede yargılandığı 11 Eylül günü sabahı başlatılan operasyon sonucu birçok ev basılarak çoğu yerel yönetimlerde çalışmakta olan 17 kişi gözaltına alınmıştır.
Kürt sorununda barışçıl çözüm ve demokratik açılım tartışmalarının yapıldığı ve bütün prokavatif söylem ve eylemlere rağmen çözüme dair umut ve beklentilerin halen güncelliğini koruduğu bir süreçte yapılan bu operasyon kitlelerin demokratik siyasete olan güvenini zedelemesi ve umutlarını kırması anlamında kaygı vericidir. Bir yandan “açılım” yapılıyor gibi davranıp bir yandan da halkın oylarıyla göreve gelmiş temsilcilerin, asılsız iddialarla, sabah saatlerinde evleri basılarak gözaltına alınması; demokratik siyaset açısından ikiyüzlü bir yaklaşımdır.
Kürtsüz bir Kürt sorunu çözümü arayışında olan bu anlayış, halkın iradesini zayıflatarak sürecin dışında bırakabilmek için onun yasal ve meşru temsilcilerini gözaltına almıştır. Aynı zamanda yerel yönetimlerin baskı altına alınmasını da amaçlayan, polis devleti uygulamalarını aratmayan bu operasyonlar, gözaltına alınanlar nezdinde asıl olarak halk iradesini ve toplumsal muhalefeti bastırmaya dönüktür.
Aralarında Sendikamız Diyarbakır Şubesi üyeleri, eski belediye başkanları, Ahmet ERTAK ve Yurdusev ÖZSÖKMENLER’in de olduğu gözaltına alınan kişiler, adresleri açık, kamuoyu tarafından bilinen ve tanınan kişilerdir. Haklarında herhangi bir yasal soruşturma talebinde kendilerine çok rahat ulaşılabilecek bu kişilerin sabah saatlerinde evlerinin basılarak gözaltına alınması hukuki bir gereklilik değil açık olarak gözdağı verme amaçlıdır.
Ülkemizde tarifi imkânsız acılar yaratan baskı ve şiddet politikasının başta Kürt sorunu olmak üzere ülkemizin hiçbir temel meselesine çözüm getiremediği yıllardır yaşanan acı pratik ile kanıtlanmıştır. Yapılan bu son operasyon da sorunu çözmek bir yana süreci baltalamaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Bu ve benzeri hukuk dışı saldırılar emek, demokrasi ve barış güçlerini yıldırmak bir yana mücadele inançlarını pekiştirmektir.
Ülkemizin bugün geldiği noktada artık, sorunlarımızın çözümünün şiddetten değil siyasetten ve diyalogdan geçtiği aklıselim herkes tarafından kabul edilmektedir. Başta Kürt sorunu olmak üzere ülkemizin temel sorunlarının, başka hiç bir araç ve yöntemi gerektirmeyecek biçimde, sadece demokratik siyaset kanalları üzerinden tartışılıp, çözüme kavuşturulabileceğine dair umutların halen güncelliğini koruduğu bu süreçte bütün toplumsal aktörler hassas davranması gerekmektedir. Özellikle demokratik siyaset kanallarının açılması konusunda birincil düzeyde sorumlu olan iktidar güçlerinin, toplumda oluşan beklentileri boşa çıkaracak açıklama ve uygulamalardan kaçınması bu anlamda çok önemlidir.
Bu anlamda, eğer siyasi iktidar demokratik açılım konusunda halen samimi ise bunun somut adımlarını atarak göstermeli, askeri ve siyasi operasyonlara son vererek, sudan bahanelerle gözaltına alınan aralarında Sendikamız üyelerinin de olduğu demokratik kurum temsilcilerinin ve halkın seçilmiş temsilcilerinin bir an önce serbest bırakılmasını sağlamalıdır.
|