<<Önceki Sayfa 

AKP’NİN EMEKÇİ DÜŞMANLIĞI DURMAK BİLMİYOR


Kamu emekçileri 25 Kasım’da tüm ülke çapında büyük bir katılımla gerçekleştirdiği uyarı greviyle AKP’nin emek, demokrasi ve barış karşıtı politikalarına sessiz kalmayacaklarını göstermiş oldu. Emekçilerin bu meşru ve demokratik hakkını kullanmasını tehditlerle engellemeye çalışan hükümet, kamu emekçilerinin büyük bir katılımla gerçekleştirdiği uyarı grevi sonrasında kendisini gözden geçireceğine; emekçilerin sesini bastırmak için yeni bir saldırı dalgası başlattı.

Ülke çapında toplumun her kesiminde büyük yankı bulan uyarı grevimizin yarattığı etkiyi kırmak ve bu başarıda payı olan emekçilerden intikam almak için bayram arifesinde soruşturmalara başlayan AKP, saldırılarını ulaşım işkolunda çalışan 16 arkadaşımızı açığa almaya kadar vardırdı. Açığa alınanların göreve iadesi için BTS ve Türk Ulaşım Sen 16 Aralık’ta bir günlük grev daha gerçekleştirmesi sonrasında hükümet artık emekçilerin sesini duyar diye beklerken; 30 arkadaşımız daha açığa alındı. Soruşturmalarla, cezalarla, açığa almalarla yürütülen bu hukuk dışı saldırılar; hükümetin her türden demokratik hak arama girişimine tahammülsüzlüğünü göstermektedir.    

Kürt sorunu başta olmak üzere ülkemizin temel sorunlarının çözümünde geleneksel inkâr ve imha anlayışının dışına çıkmayan AKP’nin bu yaklaşımı, geçen gün, sözleşmeleri yenilenmeyerek kapı önüne konuldukları için İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde eylem yapan itfaiyecilere yönelik saldırıda ve son olarak dün, 15 Aralık’tan bu yana yağmur çamur demeden hak arama mücadelesine devam eden TEKEL işçilerine yapılan insanlık dışı polis şiddetinde görülmüştür.

Gaz bombaları, biber gazları, coplar ve tazyikli sularla adeta bir savaş meydanındaymışçasına pervasız ve fütursuz yapılan bu saldırıda Türk-İş genel Sekreteri ve Tek Gıda-İş Genel Başkanı Mustafa TÜRKEL de gözaltına alındı. Ekmeklerini, özlük haklarını ve diğer kamu kurumlarına geçiş haklarını korumak için üç gündür eylem yapan TEKEL işçilerine yönelik kin ve nefret dolu bu saldırı, AKP hükümetinin emekçi düşmanlığının en açık göstergesidir.

Emek, demokrasi, barış ve özgürlük taleplerine yönelik son süreçte iyice gemi azıya alan bu düşmanca saldırlar, AKP hükümetinin artık kontrol edemediği toplumsal muhalefeti baskı ve şiddetle susturma girişimleridir. Bir yandan demokratik açılım diyerek diyalogdan bahseden AKP’nin diğer yandan, toplumdaki her türlü demokratik talebi faşizan uygulamalarla sindirmeye çalışması demokrat yaklaşımının ne kadar sahte olduğu göstermektedir.

AKP’nin demokrasiden anladığı ekonomik, sosyal ve siyasal bütün uygulamalarına boyun eğmemiz, kayıtsız şartsız biat etmememizdir. Ülkemiz emek ve demokrasi mücadelesi tarihi tanıktır ki bizler hiçbir zaman, hiç kimseye boyun eğmedik. Bizler haklarımızı dilenerek değil, bedel ödeme pahasına sürdürdüğümüz direnişlerimizle elde ettik. Bu yüzden dün olduğu gibi bugün de baskılar bizi yıldıramaz. AKP’nin bu düşmanca saldırıları bizleri yıldırmak bir yana inancımızı ve kararlılığımızı artırmakta, mücadele azmimizi körüklemektedir.

AKP toplumsal gerginliği yükseltmekten başka bir işe yaramayan bu saldırılarına artık bir son vermelidir. 25 Kasım uyarı Grevimiz nedeniyle açılan soruşturmaları kaldırmalı, işten atılan demiryolu emekçisi arkadaşlarımızı görevlerine iade etmeli, işinden ekmeğinden olan işçilerin sesine kulak vermeli ve İstanbul’da itfaiye işçilerine Ankara’da TEKEL işçilerine yapılan düşmanca saldırılarda sorumlu olanların cezalandırılması için gereğini yapmalıdır.

Eğer AKP hükümeti ülkemizde yaşanılan sorunlara gerçek çözümler üretmek için diyalog kanallarını açmaya dönük bu ve benzeri uygulamaları bir an önce hayata geçirmezse önümüzdeki dönem toplumsal muhalefetin çok daha büyük eylem ve etkinlikleri ile karışılacağını bilmelidir. 

<<Önceki Sayfa