AKP’nin anayasa değişikliği paketinin gerek hazırlanışı gerekse içeriği üzerinden temel bazı eleştirilerimiz olmakla birlikte; bir askeri darbe anayasası olan 1982 Anayasa’nın değişiminin tartışılıyor olması önemli görmek gerekiyor. Her ne kadar AKP’nin “ben yaptım oldu” tarzında, öncelikle işine gelen maddeler üzerinden hazırladığı değişiklik paketi 1982 Anayasasının askeri vesayet rejimini bir bütün olarak değiştirmeyi hedeflemiyor olsa da bu rejimin toplum genelinde daha fazla tartışılır hale gelmesine vesile olması bağlamında değerlendirilmelidir.
Bu değerlendirmeyle birlikte mevcut paketin 12 Eylül Anayasasının emek, demokrasi barış ve özgürlüklere düşman özüne dokunmaktan uzak; hatta bu özün mevcut haliyle sürdürülemeyen yerlerini telafiye yönelik bir yama niteliğinde olduğunu da ifade etmek gerekir. AKP her ne kadar görüş ve öneriler neticesinde bazı değişiklikler yapabileceklerini söylese de toplumsal beklentileri karşılamaktan uzak bu paketin geniş toplumsal kesimler tarafından kabul edilmesi beklenemez.
Mevcut siyasi partiler ve seçim sisteminin ürünü olan çarpık demokrasi anlayışını koruyan, toplumsal farklılıkların eşit düzeyde temsiline kapalı, özgürlük ve demokrasi kriterleriyle alakası olmayan mevut taslağın bu haliyle kabul edilmesi bizler açısından mümkün değildir.
Başta kendi alanımız olan kamu emekçilerinin sendikal hak ve özgürlükleri konusundaki değişiklik önerileri üzerinden bu paketin sadece göstermelik olduğu hemen anlaşılmaktadır. Sendikal örgütlenme hakkının ayrılmaz bir öğesi olduğunu yıllardır vurguladığımız ve kendi iş kolumuzda 300’e yakın belediyede yaptığımız sözleşmelerle fiili olarak kullandığımız kamu emekçilerinin toplu sözleşme hakkının grev hakkından kopartılarak tanınması bir demokrasi yaklaşımı değil toplu sözleşme hakkımızın içini boşaltma girimidir. Grevsiz bir toplu sözleşme üzerinden son karar merciinin uzlaştırma kuruluna bırakıldığı bir sistem; kamu emekçilerinin işverenleriyle eşit düzeyde pazarlık şansı baştan baltalayarak, kamu emekçilerinin iradesiz kılınmasıdır.
Bu değişiklik önerisinde kamu emekçilerine toplu sözleşme hakkı tanınıyor olması; her ne kadar mevcut anayasanın 90. maddesi üzerinden ülkemizin de taraf olduğu uluslararası sözleşmelere ve mahkeme kararlarına dayanarak kendi iş kolumuzda imzalaya geldiğimiz toplu sözleşmeleri geçersiz kılma girişimlerine karşı bizler için yeni bir anayasal dayanak sağlayacak olsa da grevsiz bir toplu sözleşme sisteminin kabul edilmesi mümkün değildir. Çünkü grev ve toplu sözleşme hakkı sendikal örgütlenmenin en temel öğeleri olarak birlikte işlevsel ve anlamlıdır
Bir toplumsal sözleşme niteliğinde olan Anayasa en geniş toplumsal uzlaşının ve birlikte yaşamaya dönük ortaklaşma iradesinin ifadesi olmalıdır. Böyle olabilmesi hazırlanma süreciyle bütün toplumsal kesimlerin kendi örgütlü yapılarıyla mümkün olan en geniş düzeyde katılımcı kılındığı; içeriğiyle ise bütün bu toplumsal kesimlerin eşit düzeyde temsil edildiği bir yapıda olmalıdır. Böylesi bir yapıda olmadığı artık herkes tarafından kabul edilen, askeri bir darbenin zoruyla topluma yukardan dayatılan 12 Eylül Anayasa’nın özüne dokunmadan salt bazı maddeler üzerinden değiştirilmesi girişimi AKP’nin sahte demokrasi gösterisinin başka bir örneğinden başka bir şey değildir.
12 Eylül Anayasa’sının askeri vesayetçi, emek, demokrasi, barış ve özgürlük düşmanı özü öyle bazı maddeleri üzerinden değiştirilemez. Ülkemizin, bütün toplumsal kesimlerin eşit düzeyde temsiline olanak sağlayan, mümkün olan en geniş düzeyde bir toplumsal uzlaşının ürünü olan demokratik ve özgürlükçü yeni bir anayasaya ihtiyacı vardır.
AKP’nin anayasa değişikliğine yaklaşımı, onun için demokrasi ve özgürlükler konusunda bir samimiyet sınavı niteliğindedir. Mevcut paketinin bu haliyle meclisten 330 üzeride oy alarak referanduma gitmesi durumunda; toplumsal kesimlerin eşit düzeyde temsiline ve katılımcılığına kapalı; emek, demokrasi, barış ve özgülüklerde uzak böylesi bir paket toplumun geniş kesimlerin destek alamayacaktır.
Bu anlamda AKP en kısa sürede bu yoldan vazgeçmeli başta siyasi partiler ve seçim sistemi, yerel yönetimlerin yeniden yapılandırılması, Kürt sorunun adil ve barışçı çözümü, bütün toplumsal kemsilere örgütlenme ve kendilerini ifade etme hakkı, emekçilere ise şartsız ve kısıtsız bir grev ve toplu sözleşme hakkı tanıyan; özgülükçü demokratik yeni bir anayasa hazırlanması için bütün toplumsal kesimlere çağrı yapmalıdır.
Toplumsal barış, demokrasi ve özgürlüklerin ülkemizde baki olabilmesi için; AKP sorunu sadece kendi özelinden değerlendirmeyi bırakarak, 12 Eylül askeri darbesinin ve 25 yıldır devam eden özel savaşın yarattığı acıların aşılmasını, emekçilerin, gençlerin, kadınların, Alevilerin, Kürtlerin, Ermenilerin geleceğe güvenle bakabilmesini sağlayacak yeni bir anayasa yapım sürecine ön ayak olmalıdır.
|