31 MART 2024 YEREL SEÇİMLERİNDEN BUGÜNE

YEREL YÖNETİMLERE YÖNELİK

EMEK VE DEMOKRASİ KARŞITI MÜDAHALELER

Ülkemiz 31 Mart 2024 tarihinde tarihi nitelikte bir yerel seçim yaşadı. AKP-MHP  Cumhur ittifakı iktidar olmanın bütün olanaklarının alenen kullanılmasına rağmen istediği sonucu alamadı.

İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Adana ve Mersin büyükşehirleri gibi bir önceki dönemde muhalefetin kazandığı hemen bütün belediyelerde bir kez daha muhalefetin kazanmasına engel olamamasının yanında 2024 seçimlerine kadar kendilerinin yönettiği Bursa, Manisa, Denizli büyükşehir belediyeleri gibi birçok belediyede de muhalefetin adaylarına yenik düştü.

Yine 2024 yerel seçimleri öncesinde halkın iradesini gasp edilmiş, o yereldeki kolluk kuvvetleri başta olmak üzere devlet adına en yetkili mülki amir olan vali ve kaymakamın kayyım olarak yönettiği Diyarbakır, Mardin ve Van büyükşehirlerinde ve diğer kayyım belediyelerinin hemen hepsinde halk bir kez daha kendi adaylarını seçti hatta bir önceki seçimlerde AKP’li adayların kazandığı Ağrı ve Muş illerinde de kaybederek AKP bölgede büyük bir hezimet yaşadı.

Her türlü müdahaleye rağmen ortaya çıkan bu sonuçları, kendi baskıcı ve tekçi iktidar anlayışının toplumda yarattığı bıkkınlık olarak, kabul etmesi gereken AKP-MHP iktidarı, bunun tam tersine halkın demokratik iradesini tanımayan uygulamalara, hemen seçimlerden sonra başlayarak halkın adaylarının kazandığı belediyeleri hedef haline getirmeye başladı.

İlk olarak Van büyükşehir Belediyesinde büyük bir farkla kazanan Abdullah Zeydan’ın mazbatası hukuksuz bir şekilde gasp edilmeye çalışıldı. İktidarın bu haksız ve hukuksuz girişimine karşı halkın demokratik iradesine sahip çıkan direnişi iktidarı geri adım atmak zorunda bıraktı. Ama maalesef ki irade gaspında kararlı olan iktidar ortakları, Hakkâri Belediyesi ile başlayarak yeniden kayyım atamalarına başladı.

Sandığa Vurulan Kelepçe: Kayyımlar, Görevden Almalar ve Transferler

Demokratik işleyişin en temel ilkesi olan seçme ve seçilme hakkının hiçe sayılması anlamında Anayasaya da aykırı bu uygulamaya Hakkari’den sonra da Esenyurt, ardından da Batman, Mardin Büyükşehir, Halfeti, Dersim, Ovacık, Bahçesaray, Akdeniz, Siirt, Van Büyükşehir, Kağızman ve Şişli belediyeleriyle devam ettirildi.

Kayyım atamaları, oy kullanan milyonlarca yurttaşın siyasal özne olma hakkını elinden almanın yanında; belediyelerin seçilmiş meclislerini de feshedip, liyakatli yöneticileri görevden aldıktan sonra belediyeleri halkın tercihlerine göre değil, merkezi hükümetin politik önceliklerine göre yönetmenin de aracı olmuştur. Bu şekilde bir yandan yerel özerkliğin tasfiyesi ve anayasal seçme-seçilme hakkı fiilen işlevsiz kılınmış diğer yandan da belediye kaynaklarının halkın istediği ve beklediği gibi değil yandaşlara peşkeş çekilmesinin zemini hazırlanmıştır.

Kayyım politikaları, özellikle Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümü için en kritik mecra olan yerel siyaset zeminini tahrip etmektedir. Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümüne yönelik müzakerelerin yaşandığı, bu kapsamda demokrasi, hukuk ve özgürlükler lehine değişim ve dönüşüm taleplerinin dillendirildiği bir süreçte bu anti demokratik ve hukuk dışı uygulamaya halen devam edilmesi, demokratik siyaset yollarının tıkanması ve toplumsal barış umudunun zayıflatılması demektir.

Demokrasi bir bütündür. Demokrasinin askıya alındığı bir iklimde ne toplumsal barıştan ne de emeğin haklarından söz etmek mümkündür. Yerel yönetimleri halktan koparan, halkı belediyesine “yabancılaştıran” bu kayyım rejimi, toplumsal barışın en büyük engelidir.

31 Mart 2024 seçimlerinden bugüne kadar, halkın sandığa yansıyan iradesi sadece kayyumlarla değil; “görevden uzaklaştırmalar”, “siyasi transfer baskıları” ve “meclis yetki gaspları” ile de fiilen askıya alınmaya devam edilmiştir.

Hukukun adaletin değil, adeta siyasal intikamın bir aracı haline dönüştürüldüğü talimatlı yargı kararlarıyla belediye başkanlarının görevden alınması, tutuklanması veya bunların yapılacağı şantajları ve siyasal rüşvetlerle parti değiştirmeler sonucu aralarında ana muhalefet partisinin Cumhurbaşkanı adayı olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İMAMOĞLU ile dahil Van, Mardin, Adana ve Antalya gibi büyükşehirlerin de olduğu toplam 30 belediyede seçilmiş başkanlar veya eş başkanlar görevden alındı; 55 belediyede ise belediye meclis aritmetiği değiştirilmesi gibi çeşitli biçimlerde parti değişikliği yapılmıştır.

Bu sabah hakkında tutuklama kararı verilen Uşak Belediye Başkanı da dahil hali hazırda 19 belediye başkanı tutuklu olarak yargılanmaktadır.

Toplumun siyasete olan güvenini ve demokratik tercihlerini kayyımlar kadar zedeleyen bu uygulamaların başında muhalif belediyelere yönelik gerçekleştirilen operasyonlar ve bu operasyonlar eliyle belediyelerin el değiştirmesi gelmektedir.

Türkiye genelinde bazılarında yüzde 50’lerinin üzerinde oy alarak seçilen belediye başkanlarının görevden alınması sadece seçilmişlerin değil onlara oy veren milyonların da seçme haklarının ihlal edilmesi anlamına gelmektedir. 

19 Mart 2025 tarihinde gözaltına alınıp tutuklanmış İBB Başkanı Ekrem İMAMOĞLU, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah ŞAHAN, Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat ÇALIK’ın  10 gündür süren yargılamalarında da açık bir şekilde görülmüştür ki bu süreç hukuki bir süreç değil maalesef ki yargının araçsallaştırıldığı tamamen siyasi bir operasyondur.  Söz konusu bu siyasi operasyon sadece kişilere veya partilere değil bir bütün olarak demokratik sisteme yöneliktir. 

Yerel Yönetimlerde Halk İradesinin Gaspının İki Yıllık Bilançosu:

Sonuç olarak; en yakın bu sabah Uşak Belediye Başkanı Özkan YALIM’ın tutuklanması ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mustafa BOZBEY’in gözaltına alınmasıyla yaşadığımız üzere 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin üzerinden geçen iki yıllık süreçte Türkiye, yerel demokrasinin adeta askıya alındığı, sandıktan çıkan halk iradesinin idari ve yargısal operasyonlarla sakatlandığı karanlık bir döneme şahitlik etmektedir.

Mevcut siyasi iktidar, 31 Mart 2024 seçimlerinden bugüne kadar çeşitli biçimlerde ülke genelinde 85 belediyede halkın oylarıyla belirlenen demokratik irade değiştirilmiştir. Yani söz konusu bu belediyelerde halkın temsilcisini seçmek için kullandığı 8.845.767 oy hiçe sayılmıştır.  

Bu sayı Türkiye genelinde kullanılan oyun yüzde 20,55’ine denk gelmektedir ki bu durumda 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde oy kullanan her 5 seçmenden 1’inin iradesi kâğıt üzerinde bırakılmasına anlamına gelmektedir.

Bu durumu CHP ve DEM parti özelinde iki ana muhalefet partisine odaklarsak; CHP’nin ilgili seçimde aldığı oyların yüzde 44,38’i; DEM partinin ise sadece bölge illeri üzerinden hesapla aldığı oyların yüzde 27,72’si gasp edilmiştir.

Bugüne kadar yaşadığımız örneklerden hareketle üzülerek ve kaygıyla söylüyoruz ki tutuklanan Uşak Belediye Başkanı ve gözaltına alınan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanın olası tutuklanması sonrasında bu tablo çok daha vahim hale gelecektir.  

Bu tablo, Türkiye’nin altına imza attığı Avrupa Yerel Yönetim Özerklik Şartı’nın yerel yönetimlerin “doğrudan seçilmiş üyelerden oluşan meclisler” tarafından yönetilmesini ve seçilmiş temsilcilerin görevlerini serbestçe yerine getirmesini güvence altına alan 3, 7, 8 ve 9. maddelerinin açıkça çiğnendiği, yerel demokrasinin merkezi vesayet altında can çekiştiği bir “idari ve siyasi abluka” ilanıdır.

Ülkemizce 1988 yılında imzalandıktan sonra 1992’de Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylamış ve 1 Nisan 1993 tarihinde yürürlüğe girmiş Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ülkemizdeki toplumsal barışın sağlanması ve yerel yönetimlerin demokratik bir muhtevaya kavuşması için temel bir metin niteliğindedir. Bu Şart, sadece teknik bir düzenleme olmayıp, demokrasinin yerelden başlayarak inşa edilmesi gerektiği anlayışının somut bir ifadesidir.

31 MART 2024 SONRASI DEMOKRATİK İRADENİN SAKATLANDIĞI BELEDİYELER

Bu tablo, sandıktan çıkan asıl iradenin (kazanan partinin oylarının) bugün hangi yöntemle devre dışı bırakıldığını tek tek göstermektedir.

NoBelediye Adı2024 KazananıDeğişim NedeniMevcut YönetimToplam Geçerli OyKazanan Oy (İrade)Oran (%)
1İstanbul BBCHPGörevden UzaklaştırmaMeclis Vekaleti8.667.4354.432.862%51,14
2Antalya BBCHPGörevden UzaklaştırmaMeclis Vekaleti1.514.012705.530%46,60
3Adana BBCHPGörevden UzaklaştırmaMeclis Vekaleti1.181.531550.531%46,57
4Aydın BBCHPSiyasi TransferAKP’ye Geçiş670.923313.392%46,70
5Mardin BBDEMKayyım (1)Vali (Kayyım)379.864218.042%57,40
6Van BBDEMKayyım (2)Vali (Kayyım)442.611245.573%55,48
7Esenyurt (İst)CHPKayyım (3)Vali Yrd. (Kayyım)464.127227.608%49,04
8Şişli (İst)CHPKayyım (4)Kaymakam (Kayyım)150.05485.420%56,92
9Beşiktaş (İst)CHPGörevden UzaklaştırmaMeclis Vekaleti110.50082.234%74,42
10Avcılar (İst)CHPGörevden UzaklaştırmaMeclis Vekaleti236.000125.600%53,22
11Beyoğlu (İst)CHPGörevden UzaklaştırmaMeclis Vekaleti132.50065.210%49,21
12BüyükçekmeceCHPGörevden UzaklaştırmaMeclis Vekaleti160.00088.300%55,18
13BeylikdüzüCHPGörevden UzaklaştırmaMeclis Vekaleti218.000115.400%52,93
14Şile (İst)CHPGörevden UzaklaştırmaMeclis Vekaleti25.00012.800%51,20
15Ceyhan (Adana)CHPGörevden UzaklaştırmaMeclis Vekaleti86.00044.000%51,16
16Manavgat (Ant)CHPGörevden UzaklaştırmaMeclis Vekaleti162.50078.000%48,00
17Bolu MerkezCHPGörevden UzaklaştırmaMeclis Vekaleti101.85853.881%52,89
18Kuşadası (Ayd)CHPGörevden UzaklaştırmaMeclis Vekaleti70.72329.994%42,41
19Batman MerkezDEMKayyım (5)Vali (Kayyım)189.310122.143%64,52
20Hakkâri MerkezDEMKayyım (6)Vali (Kayyım)29.70914.528%48,90
21Siirt MerkezDEMKayyım (7)Vali (Kayyım)67.20637.216%55,38
22Dersim MerkezDEMKayyım (8)Vali (Kayyım)16.6666.761%40,57
23Halfeti (Urfa)DEMKayyım (9)Kaymakam (Kayyım)16.2057.971%49,19
24Ovacık (Dersim)CHPKayyım (10)Kaymakam (Kayyım)2.5001.100%44,00
25Bahçesaray (Van)DEMKayyım (11)Kaymakam (Kayyım)5.4661.166%21,33
26Akdeniz (Mer)DEMKayyım (12)Kaymakam (Kayyım)120.25547.843%39,78
27Kağızman (Kar)DEMKayyım (13)Kaymakam (Kayyım)11.5553.320%28,73
28Birecik (Urfa)DEMSiyasi TransferAKP’ye Geçiş40.58022.072%54,39
29İkiköprü (Bat)DEMSiyasi TransferAKP’ye Geçiş2.5001.212%48,48
30Beykoz (İst)CHPGörevden Uzak/VekaletAKP’li Başkan Vek.149.26568.453%45,86
31BayrampaşaCHPGörevden Uzak/VekaletAKP’li Başkan Vek.158.23873.850%46,67
32GaziosmanpaşaCHPGörevden Uzak/VekaletAKP’li Başkan Vek.250.745134.500%53,64
33Seyhan (Adana)CHPGörevden UzaklaştırmaMeclis Vekaleti418.723195.000%46,57
34Söke (Aydın)CHPSiyasi TransferAKP’ye Geçiş71.18235.000%49,17
35Vakfıkebir (Trb)BAĞSiyasi TransferAKP’ye Geçiş16.5406.484%39,20
36Arsin (Trabzon)YRPSiyasi TransferAKP’ye Geçiş13.52010.166%75,19
37Beşiri (Batman)YRPSiyasi TransferAKP’ye Geçiş10.3042.822%27,39
38DulkadiroğluYRPSiyasi TransferAKP’ye Geçiş115.00050.004%43,48
39Yalvaç (Isparta)İYİSiyasi TransferAKP’ye Geçiş12.5004.424%35,39
40Yenipazar (Ayd)CHPSiyasi TransferAKP’ye Geçiş8.5004.355%51,24
41SultanhisarCHPSiyasi TransferAKP’ye Geçiş13.0008.200%63,07
42ŞehitkamilCHPSiyasi TransferAKP’ye Geçiş350.000185.000%52,85
43Altınova (Yal)CHPSiyasi TransferAKP’ye Geçiş10.5005.600%53,33
44-85Diğer 42 BeldeKarmaSiyasi TransferAKP/MHP~800.000~390.000%48,75
TOPLAM17.205.1328.845.767%51,41

Yerel Yönetimlere Mali Abluka: “Ekonomik Kayyum”

Siyasi iktidarın yerel yönetimleri demokrasiden ve halktan kopartıp merkezin birer taşra birimine dönüştürme adımları kayyumlarla ve görevden almalarla sınırlı kalmamıştır.

Son yerel seçimlerden hemen önce yerel yönetimlerin ülke idari yapısındaki yeri değiştirilerek, bütçeleri kamudaki tek hesap sistemine dâhil edilmiş yani belediyelerin Anayasal güvencede olan özerk bütçe haklarına darbe vurulmuştur. Yine ‘tasarruf’ tedbirleri adına belediyelerin merkezi ödeneklerinden kesintiler yapılmış, belediyelerin hemen her türlü ciddi yatırım projelerinin onayı merkezi hükümete verilmiştir.

Tasarruf tedbirleri ve bütçe kısıtları, yetki gaspları yetmemiş olacak ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2024 yerel seçimlerinden birkaç ay sonraki bir grup konuşmasında “belediyeleri silkeleyin” diyerek” verdiği talimat sonrasında belediyelerin geçmiş dönemden kalma birikmiş SGK borçlarının tahsilatına yönelik birçok belediyenin bütçe gelirlerine kaynağından kesintilere başlanmıştır.

Hukuka bağlı, çağdaş ve demokratik her ülkede halka en yakın yönetim birimleri olan belediyelerin yetkileri ve mali olanakları artırılıp, yerel yönetimler güçlendirilirken AKP iktidarı ise belediyeleri mali ablukaya alarak halka hizmet üretemez, emekçilere hak ettikleri ücretleri ödeyemez hale getirerek, belediyeler üzerinden aslında halkı ve emekçileri cezalandırmayı amaçlamaktadır.

Türkiye’de yerel yönetimlerin merkezi hükümete fazlasıyla bağımlı mevcut mali yapısı AKP hükümetine bu konuda oldukça geniş bir müdahale olanağı sunmaktadır. Gelirlerinin çoğunu merkezi idareden sağlamak belediyeleri merkezi idareye bağımlı kılmaktadır. 2023 yılı rakamlarına bakıldığında ülkemiz belediyelerinin kendi öz gelirlerinin toplam gelirlere oranın %30’larda; merkezi yönetim gelirlerinden aktarılan payların toplam belediyelerin toplam gelirlerine oranın ise %70’lerde olduğu görülmektedir.

Avrupa ülkeleriyle Türkiye bu konuda karşılaştırıldığında durum daha belirgin olarak ortaya çıkmaktadır. Örneğin, Fransa’da belediyelerin tüm gelirleri içinde öz gelirlerinin oranı %53 iken bu oran İsveç’te ortalama %70 olarak gerçekleşmektedir. Söz konusu ülkelerin merkezi yönetimden aldıkları paylara ilişkin oranlar ise sırasıyla %46 ve %12’dir.

Bu öz kaynak yetersizliğinden kaynaklı Türkiye nüfusunun yüze 94’nün yaşadığı kentlerin toplam kamu harcamaları içindeki payı yüzde 12 gibi düşük bir seviyede kalmaktadır.

Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 45; OECD ülkelerinde ise yüzde 25 olarak tespit edilen ortalamanın oldukça altında kalan bu oran göstermektedir merkezi hükümetin yerel yönetimlere yönelik mali kontrol mekanizmaları ve sınırlı öz gelir kaynakları; yerel hizmetlerin planlanması ve uygulanmasını olumsuz etkilerken, belediyelerin istese bile çalışanlarına hak ettikleri ücretleri verememesine neden olmaktadır.

Belediyelerin hem halka yönelik temel hizmetleri eksiksiz bir biçimde düzenli bir şekilde yerine getirebilmesi hem de bu hizmetleri üreten yerel yönetim emekçilerinin insana yakışır iş ve yaşam koşullarını korumaları için yerel yönetimlerin mali ve idari alanda merkezin vesayetinden kurtulacağı özerk yapıları kavuşturulması gerekmektedir.

Bu kapsamda gelişmiş ülkelerde olduğu gibi belediyelerin öz gelirlerinin artırılması ve mali yapısının merkezi idare paylarından çok öz gelirlerine dayalı hale getirilmesi gerekmekte, belediyelerin kent yaşamını ilgilendiren tüm alanlarda daha etkin ve yetkili hale getirilerek, temel stratejik projeler dahil tüm planlama ve gerçekleştirmelerde bakanlığın veya Cumhurbaşkanlığının değil seçimle belirlenmiş meclislerinin tek karar merci olmasına yönelik yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

Böylece seçimle iş başına gelen belediye yönetimleri hem halkın beklediği temel hizmetleri aksamdan yürütebilecek hem de emekçilerin ekonomik ve sosyal haklarının korunup geliştirilmesine yönelik Sendikalar karşısında yetkili ve etkili olabilecektir.

Bu Sürecin Yerel Yönetim Emekçilerine Yönelik Sonuçları

Belediyelere yönelik bu hukuk dışı siyasal sürecin yerel ülkemiz demokratik yaşamı, toplumsal barış ve eşitlik alanlarında sorunlar yaratması yanında ilgili yerellerde halkın en temel kamusal hizmetlerini üreten biz yerel yönetim emekçilerinin hak ve özgürlüklerini, çalışma ve yaşama koşullarını da önemli düzeyde olumsuz etkilemiştir.

Kayyım dönemlerinde aralarında Sendikamız merkez ve şube yöneticilerinin de olduğu 1.342 kadrolu kamu emekçisi üyemiz ihraç edilmiştir. (Sözleşmeleri hukuka aykırı biçimde feshedilen üyelerimizi de dahil ettiğimizde bu sayı 1500’ü geçmiştir.)  Bugüne kadar yaklaşık 505 üyemiz göreve iade edilmiş olsa da halen 837 üyemizin işine geri dönmesi engellenmeye; yani çalışma ve yaşama güvencesi gasp edilmeye devam edilmektedir.

Çalışma özgürlüğümüzün hukuka aykırı bir şekilde alenen gasp edilip binlerce emekçinin aileleriyle birlikte işsizliğe, her türlü güvencesizliğe, yoksulluğa ve açığa terk ederek, onları adeta köleleştirmeyi amaçlayan bu anti demokratik ve hukuk dışı uygulamalar Sendikal özgürlüğümüzün asli bir parçası olan toplu sözleşme hakkımızın kullanılmaz hale getirilmesine neden olmuştur.

2024 yerel seçimlerinden bu yana kayyum atanan 13 belediyenin tamamında ve mali ablukaya alınan birçok belediyede, sendikamızın fiili ve meşru mücadeleyle kazandığı toplu sözleşmeleri tek taraflı feshedilmiştir. Yaklaşık 3200 emekçi doğrudan gelir kaybı yaşamıştır. “Sandığa darbe vuranlar, emekçilerin ekmeğine de el uzatmıştır.”

Yine kayyım atanan belediyelerin hemen hepsinde ilk yapılan, başta Sendikamız yönetici ve üyeleri olmak üzere AKP iktidarına yandaş olmayan çalışanların hedef haline getirilmesidir. Bu kapsamda binlerce üyemizin işyerleri ve çalışma koşulları değiştirilmiş, tehdit edilerek sendikamızdan istifa etmeye zorlanmıştır.

Kayyım atanan ve çeşitli biçimlerde yönetimi değiştirilen, AKP’ye geçen hemen tüm belediyelerde, mesleki bilgileri ve tecrübeleriyle ve liyakatleriyle müdürlük ve uzmanlık gibi görevlerde bulunan üyelerimiz görevlerinden alınarak park, bahçe ve arşiv gibi alanlara “sürgün” edilmiştir. Bu, sadece yer değiştirme üzerinden kişilerin cezalandırılması değil, kurumsal hafızanın ve nitelikli kamusal hizmetin de tasfiyesidir.

Yine Belediyelere yönelik mali ablukalar, emekçilere maaş ve toplu sözleşme kazanımlarının hatta maaşlarının verilmemesine, yeni toplu sözleşme pazarlıklarında sefalet zammı dayatmalarına bahane edilerek; emekçilerin hak ettikleri ücretlerden mahrum bırakılmasına ve kadrolu istihdamın daraltılarak belediyelerin hizmetleri ucuz ve güvencesiz istihdam biçimleriyle üretmesine daha fazla kapı açmıştır.

TÜRKİYE’DE YEREL YÖNETİM SİSTEMİ DEĞİŞMELİDİR

TÜM BEL-SEN olarak bizler; yerel yönetimleri sadece çöp toplayan, yol yapan idari teknik birimler olarak değil; halkın kendi kendini eğittiği, örgütlediği ve yönettiği “demokratik yönetim birimleri” ve “demokrasi hücreleri” olarak görüyoruz.

Mevcut merkeziyetçi, rantçı ve otoriter yerel yönetim yapısının reddedilmesi ve emekten yana, özgürlükçü bir modele dönüştürülmesi, sadece bir belediyecilik tercihi değil, ülkenin topyekûn demokratikleşmesi için bir varlık sorunudur.

Yerel yönetimlerin demokratikleşmesi ile açılacak olan doğrudan demokrasi kanalları, farklılıkların birbirlerini tanıma ve anlama olanaklarını yaratacak ve yerellerden başlayarak tüm ülke genelinde farklılıklarımızın inkârına dayalı geleneksel bürokratik ve aşırı merkeziyetçi hiyerarşik yapının aşılmasına da olanak sağlayarak, özgürlük ve demokrasinin hâkim olduğu barış içinde birlikte yaşamın da temeli olacaktır.

Hali hazırda sürmekte olan demokrasi ve barış sürecinin Kürt sorunun demokratik ve özgürlükçü bir biçimde nihai ve gerçek bir çözüme evrilmesi başta olmak üzere ülkemizdeki tüm kimlik, inanç, düşünce çeşitliliğinin barış içinde birlikte yaşamasına dayanan Türkiye’nin demokratikleşmesinde, toplumsal barışın gerçekleşmesinde, halkların özgür ve gönüllü birliğinde yerel yönetimlerin özgür, demokratik ve katılımcı temelde yeniden yapılandırılması stratejiktir.

Bu anlamda seçilmiş belediye yöneticileriyle birlikte yerel yönetimlerin en temel sac ayağı olan biz yerel yönetim emekçileri:

  • Yerel yönetimlere yönelik anti demokratik ve hukuksuz tüm müdahalelere son verilmesini; kayyımlar ve görevden almalara son verilerek seçilmiş belediye başkanlarının görevlerine iade edilmesini,
  • Seçilmiş belediye başkanlarına ve yönetimlerine hukuksal güvence sağlanarak, gerekli hallerdeki yargıla süreçleri; somut delillere dayalı tarafsız ve adil bir şekilde yargılamalarla kamuoyuna açık ve şeffaf bir şekilde yürütülmesini,
  • Suçüstü haller dışında hiçbir belediye başkanın görevden alınmamasını; tarafsız yargı kararına dayalı görevden alınma hallerinde ise seçilmiş belediye başkanın yeri yine halkın oyuyla seçilen belediye meclisi tarafından doldurulmasını, kayyım vb. merkezi atamaların tamamen yürürlükten kaldırılmasını,
  • Belediyelere bütçe kısıtları, kaynak kesintileri gibi belediyelere yönelik her türlü ekonomik ablukaya son verilmesini ve belediyelerin merkezden bağımsız öz gelir kapasiteleri genişletilip mali ve idari özerkliklerinin güçlendirilmesini,
  • Toplumdaki tüm farklılıkların birer zenginlik olarak kabul edilmesine dayalı özgürlükçü bir yaklaşımın gereği olarak çok kültürlü, çok dilli ve çok kimlikli yaşamın esas alınması ve bu temelde hizmetlerin ilgili yerelde yaşayan halkların anadilinde sunulmasını,
  • Yerel yönetimlerin hem idari hem de mali anlamda daha yetkin ve özerk hale gelerek toplumun kendi kendini yönetebildiği demokratik yönetim birimlerine dönüşümüne yönelik en somut adımlardan olan Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı üzerindeki çekincelerin kaldırılarak bu Şart istisnasız bir şekilde etkin bir şekilde uygulanmasını,
  • Kentlerimizin emekten yana, demokrasi, laiklik, özgürlük, halkçılık, eşitlik, adalet ve barış gibi temel insanlık değerleri ve hukukun üstünlüğü çerçevesinde halkın azami katılımına dayalı bir şekilde şeffaf bir şekilde yönetilmesini,
  • Başta toplu sözleşme ve grev hakkı olmak üzere çalışanların hak ve özgürlüklerini kısıtlayan her türü yasal, idari ve fiili engel ve müdahalelere son verilerek, emekçilerin iş ve yaşam güvencesi ile insanca ücret ve çalışma koşullarının korunmasını,
  • Haksız ve hukuksuz biçimde tek taraflı KHK’lerle işten atılan emekçilerin tüm özlük haklarıyla birlikte işlerine geri iadesini,
  • Emekçilerin demokratik, ekonomik, sosyal ve özlük haklarını eksiksiz bir şekilde kullanabildiği, tüm kamusal hizmet üretim süreçlerinin emekçilerle birlikte planlayıp yönetilmesini,

Yani yerel yönetimlerin, emekçilerin söz, yetki ve karar hakkını güçlendiren bir biçimde, özgür, demokratik, halkçı ve katılımcı temelde mali ve idari olarak güçlendirilmesini istiyoruz.

TÜM BEL SEN MERKEZ YÜRÜTME KURULU